Arkadaşlarım

• ilhankoruyucu

• fidelya

• 1incitanem

• 290405

• sportal

• jojo1

• cihanuzel

• metekan

• canbahar

• a4r4z4u4

• sefertasi

• gunesisitiyor

• ebrugiller

• azmavi

• banucagri

• enpopuler

• 100de100

• baris59

• gsligirl

• rufeydem

• siirdecan

• 35tur35

• 1001kopru

• odevistan

• ergunemre

• siiradresi

• gulergun

• emelceorgu

• bayramsekeri

• kulturkafe

• bilgisayaregitimlerimiz

• nisahobi

Image Hosted by ImageShack.us
Ünlem Sitemdeki Tüm Yazılar Alıntıdır...Ünlem

REFLÜ HASTALIĞI ,Nasıl Teşhis Konur,Reflü ve Mide Kanseri,Reflü

REFLÜ HASTALIĞI

Reflü Ne Demektir : Mide asidinin, anormal bir şekilde yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelmesidir. Normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan kaslar asit salgısının yukarı kaçmasına izin vermez. Ancak bazı hastalıklarda bu kaçış olabilir. Eğer bu asit kaçağı yemek borusuna kadar geliyorsa gastroösefagial reflü (GÖR), boğaza kadar geliyorsa laringofaringeal reflü (LFR) adı verilir. Reflü çok sık görülen bir durumdur. Bu bazen hastaların çok üzerinde durmaması bazende doktorların bu hastalığı ön planda düşünmemesi nedeniyledir.

Reflü Neden Olur : Reflü oluşmasını kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

-Mide ile yemek borusu arasındaki, kasların yaptığı kapağın gevşemesi
-Mide fıtığı
-Şişmanlık
-Mideden fazla asit salgılanması
-Mideden yiyeceklerin barsaklara geçişinin yavaşlaması
-Sigara ve alkol kullanımı
-Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi
-Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi
-Sırt üstü yatmak

Ne Gibi Şikayetler Yapar: Reflü olan hastalarda bazen hiç bir şikayet olmaz. Ancak reflünün şiddetine göre hastayı çok fazla rahatsız edebilir. Eğer sadece yemek borusuna kaçış varsa, göğüste yanma, sindirim bozukluğu, hıçkırık ve bazen yalancı kalp ağrısı gibi şikayetler yapar. Eğer asit salgısı boğaza kadar yükseliyorsa boğazda gıcık hissi, yabancı cisim hissi, kronik öksürük, ses kısıklığı gibi şikayetler yapar. Gıcık hissinden dolayı hastalarda sürekli boğazı temizleme refleksi oluşabilir. Boğazla ilgili şikayetler olduğu zaman mutlaka yemek borusu ve mide ile şikayetlerinde beraber olması şart değildir. Reflü sadece KBB ile ilgili şikayetlerle kendini gösterebilir. Çünkü yutak ve gırtlak asit salgısına yemek borusundan daha hassastır.

Muayenede Ne Görülür: Laringofaringeal reflüsü olan hastaların muayenesinde çok tipik bulgular görülmez. En dikkat çeken bulgu ses tellerinin arka kısmında kızarıklık ve tahriştir. Bunun dışında başka bulgu görülemeyebilir.

Nasıl Teşhis Konur: Reflü hastalığının teşhisinde en önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine göre reflü olabileceği düşünülür. Muayenede ses tellerinde özellikle arka tarafta kızarıklık ve tahriş olması reflü teşhisini kuvvetlendirir. Reflüyü ispatlamak için bazı testler yapılabilir:

-Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini: Burundan sokulan bir tüple yemek borusundaki asit tayini yapılır.
-Endoskopik Muayene: Ağızdan girilerek yemek borusu ve mide muayenesi yapılarak fazla asitin verdiği zararlar araştırılır
-İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide fıtığı gibi) tesbit edilir.
Teşhis için genellikle hastanın şikayetleri ve muayene ile yetinilir. Laboratuar tetkiklerine her zaman başvurulmaz

Nasıl Tedavi Edilir: Reflü tedavisinde 3 seçenek vardır: Hastanın dikkat etmesi gerekenler, ilaç tedavisi ve ameliyat. Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler şunlardır:

-Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmak
-Mideyi çok dolduracak kadar yememek
-Yatmadan önceki 3 saat içerisinda çay, kahve,alkol, kolalı içecekler ve çikolata gibi besinleri almamak
-Sigarayı bırakmak
-Yemek yiyip hemen yatmamak
-Fazla kiloları vermek
-Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar)
-Dar pantolon veya etek giymemek
-Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak, su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak

Reflü hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar asit pompası inhibitörü adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6 hafta hatta bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve süresini size göre ayarlayacaktır.

Reflü için bazen ameliyatlar da yapılır. Bu en çok mide fıtığı için uygulanır. Bazende ilaçlarla sonuç alınamadığı zaman mide ile yemek borusu arasındaki kası kuvvetlendirmek için ameliyat uygulanır.


Reflü ve Mide Kanseri


Yaygın kanının tersine reflü ve mide arasında nedensel ilişki yoktur. Kronik reflünün neden olduğu hücresel değişimler (intestinal metaplazi – Barrett ösafagus) zamanında ve kalıcı şekilde tedavi edilmediği durumda yemek borusu kanseri riskini arttırır. Bu risk hücresel değişimin görülmediği kronik reflüde normalin 40 katı, Barrett ösafagus oluştuğunda ise normalin yaklaşık 120 katıdır. Reflü hastalarının kronik dönemde %10 ile %20’sinde Barrett ösafagus oluştuğu gözlenmiştir. Takiplerde ise yemek borusu kanseri oluşma riski %0,5/yıldır.

Mide kanseri riskini arttıran nedenler içinde kronik H.pylori enfeksiyonu öne çıkmaktadır. Ancak H.pylori enfeksiyonu çoğu kez midede asit salgılanmasını azalttığından genelde reflü yakınmalarının azalmasına yol açar.

 

Reflü ve Mide Ağrısı


Mide ağrısı günümüzde en sık doktora başvurma nedenlerinden biridir. Reflü hastalığı temelinde mide ile değil, diyafram ve yemek borusu ile ilintili bir hastalıktır. Ancak mide ağrısı reflü hastalarında çok sık dile getirilen bir yakınmadır. Reflüde mide ağrısının 3 kökeni vardır.

1. Eğer reflü mekanik kökenli ise değişik boyutlarda olan mide fıtığından kaynaklanır. Mide fıtığı diyaframda bir açılma-yırtılma olarak tanımlanır. Bu durumda midenin özellikle de yemekten sonra fıtık bölgesinde sıkışması mide ağrısı olarak algılanır. Mide ağrısı ile birlikte çarpıntı ve nefes yetmeme hissi olabilir.

2. Reflünün yarattığı yemek borusu hasarı ve yangısal tepki hemen yemek borusu-mide bileşkesinde olduğundan bu yangı mide ağrısı olarak algılanabilir.

3. Reflü yakınması olan hastalarda bir çok kez gastrit ve/veya ülser de olabilir. Böyle bir durumda mide ağrısının kökenini tanımlamak için gastroskopi mutlaka yapılmalıdır.

Reflü ve Obezite


Obezite (şişmanlık) ve reflü arasındaki ilişki bir çok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır. Obezitede özellikle de morbid obezitede (hastalık düzeyinde obezite) reflünün daha sık görülmesinin birkaç nedeni vardır.

1. Reflünün en sık nedeni olan mide fıtığı obezitede normal kişilere göre çok daha sık görülmektedir.

2. Karın içindeki aşırı yağlanma karın içi boşluktaki basıncı çok arttırdığından (gebelik dönemine benzer şekilde) reflü oluşumu çok kolaylaşmaktadır.

3. Obezitenin oluşumunda nedensel etkisi olan beslenme bozuklukları reflüyü kolaylaştırmaktadır.

Obez kişilerde yemek borusu hareket bozuklukları normal kişilere oranla çok daha fazla (%35 ila 40) görülmektedir. Yemek borusu hareketindeki bozukluklar reflü oluşumuna direkt neden olabilmektedir.

Yanma (Heartburn) Ve Göğüs Ağrısı


Yanma yada göğüs de yanma reflüde en sık karşılaşılan yakınmalardan biridir.Göğüs kafesinin bitiminde yada daha yukarıda hatta boğazda algılanabilir.Bazı hastalar reflü periodlarında kulağıma kadar yanıyorum şeklinde tanımlarlar.Kardiolojik ve akciğerle ilgili sorun olmadığı mutlaka ortaya konmalıdır.

Reflüde oluşan yanma ve ağrının kaynağı mide içeriği ile temas eden yemek borusu hücrelerinde oluşan hasardır.Reflü ne kadar uzun süreli ve ne kadar yukarı çıkıyor ise yanma hissi de o oranda fazla algılanmaktadır.Daha önceki reflü atakları hücreyi daha duyarlı hale getirmekte(sensitizasyon) ve hem asit hemde alkali reflüsünde ağrı ve yanma algısın daha çok duyumsanmasına neden olmaktadır.Kronik reflüde oluşan ve hücreler arasında ki sıkı bağların (tight junction) açılmasına neden olan yıkım,normalde hücrelerin altında olan algılayıcıların doğrudan asit ve alkali sıvı ile temas etmesine neden olmakta ve yanma ve ağrı hissi oluşmaktadır.Yalnızca gaz çıkışı (geğirme) olan durumlarda asit buharına bağlı yanma algılanabilir.

Reflü sağıltımından sonra , patolojik reflüsü olmayan hastalarda zaman zaman algılanan yanmanın uzun süreli hastalık nedeni ile oluşan aşırı duyarlılık (santral hipersensitivite) tan kaynaklandığı ve böyle bir durumda algının kaybolmasının uzun zaman alacağı belirtilmiştir.

Yaşam Şartları Düzenlemeleri


Kişinin yaşamında yapacağı bazı düzenlemeler Reflü hastalığının ilerlemesini engelleyebilir ve kişiyi rahat ettirebilir. Bunlar;


YÜKSEK YASTIKTA YATIN

Yatarken vücudun üst kısmı ile başın yüksekte olmasını sağlayın. Bunun için yastık sayısını artırabilir veya yatağın baş kısmını yükseltebilirsiniz. 25-30 derece diklikte bir açıyla yatıldığında mide içeriğinin yemek borusu ve yutağa doğru yukarı kaçışı azalır.

 



YATMADAN ÖNCE BESİN ALMAYIN

Yatmadan 2 saat önce besin almamaya özen gösterin. Midenin içeriğini boşaltma süresi takribi olarak 2-3 saattir. Boş bir mideyle yatmak reflü olasılığını en aza indirir. Bu nedenle yemeklerden sonra bir süre yatmayın ve uzanmayın.



SİGARA ve ALKOL KULLANMAYIN

Sigara asit salgısını uyarıp mide kapakçık basıncını düşürerek reflünün artışına yol açar. Sigara ve alkol kullanmayın.



ASİTLİ İÇECEKLER İÇMEYİN

Kolalı içecekler, kahve, çikolata, yağlı, acılı, baharatlı yiyeceklerden kaçının. Asitli içecekler ve bu tür besinler, mide şikayetlerinin artmasında önemli rol oynarlar ve asit salgısını uyarıp mide kapakçık basıncını düşürerek reflünün artışına yol açarlar.

 



SAĞLIKLI BESLENİN

Sık ögünlerle az miktarda besin alın. Bir defada çok fazla yemek yerine, sık sık ve az miktarda yemeyi tercih edin. Fazla yemek, mide içi basıncı artırdığından geri kaçışı şiddetlendirir.



DAR KIYAFETLER GİYMEYİN

Karın bölgesini sıkan kıyafetlerden kaçınmalısınız. Kemerinizi çok sıkmamaya hatta mümkünse kemer kullanmamaya çalışın.



FAZLA KİLOLARINIZDAN KURTULUN

Düzenli spor yaparak ve dengeli beslenerek fazla kilolarınızı vermeye çalışın. Kilolu insanlarda karın iç basıncı daha yüksek olduğundan reflü yakınmaları artabilir.



Cerrahi Tedavi


 özellikle de mide fıtığıyla birlikte olduğu zaman insanın yaşam kalitesini çok etkiler. Cerrahi tedavi, gastroöfasigal reflü hastalığının mekanik kökenini ortadan kaldıran tek tedavi yöntemidir. Gerçek anlamda tedavi sadece cerrahi yöntemle sağlanabilmektedir. 10 yıllık dönemde yapılan prospektif randomize kontrollü çalışmalar, cerrahi tedavilerin %93'ün üzerinde kesin başarılı olduğunu göstermektedir. Cerrahi tedaviyi tercih eden hastaların %93'ünde hiç bir şikayet belirtilmemiş ve ilaç kullanımına gerek olmamıştır. Cerrahi tedavide başarı oranı cerrahi ekibin bu konudaki deneyim ve uzmanlığıyla doğrudan ilintilidir.

* Tıbbi tedavinin başarılı olmadığı, agır özafajitli, 4 santimden büyük mide fıtığı olanlarda
* Uzun dönem ya da yaşam boyu ilaç kullanmak istemeyen genç hastalarda
* İlaç tedavisinden sonra da hastanın yakınmaları devam ediyorsa
* Tedavilere rağmen, kronik öksürük, ses kısıklığı, astım ve kronik boğaz ağrısı şikayetleri geçmeyen hastalarda
* Yemek borusunda hücresel değişime varan tahrişler görülmekte ise (Barrett Ösofagus)
* Yaşam tarzı değişikliklerinin yaratacağı endişeler, ilaç tedavisinin süresi ve maliyeti göz önüne alınarak
cerrahi tedavi düşünülmelidir.

İlaç Tedavisi


Asit baskılayıcı ilaç tedavisi, mide içindeki asit salgılama miktarını kontrol altına alır ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarının düşmesini sağlar. Buna karşın ilaç tedavisi, safra reflüsü (alkali reflüsü) üzerinde etkili değildir. İlaç tedavisine rağmen safra yukarı çıkmaya devam eder ve yemek borusunu tahriş eder. Bu nedenle ilaç tedavisi sırasında bile yemek borusu tahrişi devam edebilir.

Reflü yakınması olan insanlarda başlangıçta mutlaka uygulanan ilaç tedavisi, reflü şikayeti olan insanların %80'ini rahatlatmakla birlikte reflünün kökeni olan mekanik bozukluğu ortadan kaldırmamakta ve tamamen tedavi etmemektedir. Bu nedenle ilaç tedavisini bırakan reflü hastalarının %90'ında aynı yakınmalar kısa süre içinde tekrar başlamaktadır.

İlaç tedavisinde 3 farklı yöntem bulunmaktadır;

PROTON POMPA BASKILAYICI İLAÇ TEDAVİSİ
Bu tür ilaçlar Proton pompa inhibitörleri olarak adlandırılır. Proton pompa baskılayıcı tedavi, midenin asit salgılama miktarını kontrol altına alır ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarını duşürür.

ALJENİK ASİT İÇEREN İLAÇ TEDAVİSİ
Aljenik ilaç tedavisiyle yemek borusunun yüzeyi kaplanarak mide asidinin etkisi azaltılır. Bu tedavi yönteminde yemek borusu ilaç tarafından yüzeysel olarak sıvanır. Böylece yukarı çıkan asidin yemek borusu hücreleriyle karşılaşması en aza indirgenir ve tahriş azaltılır.

PROKİNETİK İLAÇ TEDAVİSİ
Prokinetik ajandalar yan etkilerinden dolayı en az tercih edilen ilaç tedavi yöntemidir. Bu tedavi, yemek borusu hareketini düzenleyerek yukarı doğru reflü olan sıvının tekrar aşağı doğru itilmesini kolaylaştırır.

Endoskopik Reflü Tedavisi


Endoskopik reflü tedavisi en yeni tedavi yöntemidir. Endoskopik tedavi, ağızdan girilerek uygulanan ameliyatsız bir tedavi yontemidir. Özellikle cerrahi tedaviye sıcak bakmayan reflü hastlarında uygulanan endoskopik tedavi yonteminin bazı sınırlamaları vardır;
* 18 yaşından küçük hastalara
* Gebe hastalara
* 2 cm. üzerınde mide fıtığı olan hastalara
* Yemek borusu ileri derecede tahriş olan hastalara (Grade 3-4)
* Yemek borusunda hücresel değişime varan tahriş bulunan hastalara
* Akalazyası olan hastalara
Endoskopik reflü tedavisi önerilmez.

Endoskopik Reflü tedavisinde 3 yöntem uygulanır;
1. Radyo Frekans Dalga Yöntemi (Stretta)
Ekibimiz tarafından da uygulanan bu yöntemde radyo frekans dalgaları kullanılmaktadır. Radyo frekans dalgaları, yemek borusu ve midenin birleştiği ve mide kapağı denilen bölgede yemek borusu hücrelerinin dış duvarından içeri doğru ilerletilir. Bu bölgede kas dokusu ısıtılarak ısı hasarı oluşturulur. Isı hasarı oluşmuş kas dokusu daralarak iyileşir.

2. Hacim Etkisi Yaratan Yöntemler (Entreyx Gatekeeper)
Bu yöntemde yemek borusunun mide ile birleştiği bölgede kas dokusu içine emilemeyen bir bio polimer enjekte edilerek bu bölgenin daralması sağlanabilir (Entreyx) ya da yemek borusunun mide ile birleştiği bölgede yüzeysel hücrelerin hemen altına sıvı ile karşılaştığında hacim olarak artan küçük tüpler yerleştirilebilir. Bu tüpler sıvı ile karşılaşıp şiştiklerinde bu bölgede hacim etkisi yaratırlar.

3. Endoskopik Dikiş Yöntemleri (Endocinch Plicator)
Bu yöntemde de endoskopik olarak yemek borusu mide bileşkesine mukozal (yüzeysel) dikişler konulabilir (Endocinch) ya da
yine endoskopik yöntemle bu kez mide içinden yaklaşılarak tek bir adet tam kat dikiş konulabilir.(Plicator)


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


  1. Yazan: esra nur | Tarih: 2009-08-30 16:23:45
    Konu: reflü

    reflü için nasılslenmeliyim>

    Bağlantı »

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->

http://KENDİ

web stats